34. Kitap Kulübü : Savaş Atı – Michael Morpurgo

Yayınevi: TUDEM

Çevirmen: Arif Cem Ünver

Sayfa Sayısı: 160

Kitap raflarından beyazperdeye uzanan üç ödüllü bir başyapıt: Savaş Atı

Onları savaş ayırdı. Mücadeleler sınadı. Sevgi birleştirdi.

“Albert ve annesinin karanlığa doğru yürümelerini izledim. O an ömür boyu sürecek bir arkadaşlığın temellerinin atıldığını anlamıştım; aramızda ansızın içgüdüsel bir güven ve sevgi bağı oluştu.”

Usta yazar Michael Morpurgo’dan, hüzün ve umudun kol kola yürüdüğü destansı bir dostluk hikâyesi…

Morpurgo, I. Dünya Savaşı’nda yaşanan sıra dışı olayları Joey adında bir atın ağzından aktararak okurlarını umut dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

Altı aylık bile değilken annesinden koparılarak hayvan pazarında açık arttırmaya çıkarılan Joey, hayatın acımasız gerçeği ile tanışarak sarhoş bir adama satılır. Niyeti bir buzağı almak olan adamın oğlu Albert, Joey’u görür görmez adeta ona hayran kalır. Mevsimler birbirini kovalarken beraber büyüyen Albert ve Joey asla unutulmayacak bir dostluk bağı kurarlar. Ta ki günlerden bir gün, bankaya olan ipotek borcunu ödemek için paraya ihtiyacı olan Albert’ın babası, Joey’i 40 pound karşılığında İngiliz ordusuna satana dek. Joey ve Albert için yeni bir dönemin başlangıcıdır bu. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Çiftlik atından bir süvari atına dönüşen Joey, yeni tanıştığı ve uzun yıllar yol arkadaşı olacağı Topthorn ile cepheden cepheye koşarak, herkesi kendine hayran bırakır. Yıllar süren savaş boyunca müttefik ve düşman kuvvetlerin cephelerinde başına neler gelir neler?.. Hatta esir bile düşer. Joey her şeye rağmen mutlaka bir gün can dostu Albert’a kavuşacağına dair ümidini asla yitirmez. Albert da bunun hayaliyle yanıp tutuşur. Kaderin oyunuyla günlerden bir gün Albert’la Joey’in yolu yeniden kesişir. Beklenmeyen bu buluşmanın ardında onları nasıl bir çıkmaz beklemektedir? Joey’e bir yıl kadar sevgiyle bakan Emilie’nin ölmeden önce büyükbabasına verdiği vasiyet nedir? Bu vasiyet Joey’le Albert’ın yeniden ayrılmasına mı neden olacaktır?..

Michael Morpurgo’nun aynı adlı romanından uyarlanarak, İngiltere’de son on yılın tiyatro olayı haline gelen Savaş Atı, Handspring Puppet Company’ye ait gerçek boyutlardaki at kuklalarının kullanımıyla büyüleyici ve bol ödüllü bir West End şovu olarak sahnelenmeye devam ediyor. 2011 yılında Steven Spielberg tarafından beyazperdeye de uyarlanan Savaş Atı pek çok ödüle aday gösterilerek yılın en çok ses getiren yapımlarından birine imza attı.

Etkisinden uzun süre kurtulmayacağınız Savaş Atı, hüzünlü hikâyesi ile içinizi burkarken sizi gülümsetmeyi de başarabilen, ender rastlanacak usta işi bir roman.

 

 

“Bir Demet Okur” okuma grubu olarak Kasım ayı için okuduğumuz  kitaplardan biri Savaş Atı’ydı. Birinci Dünya Savaşı’na katılmış olan bir atın hikayesiydi . Bir çocuk kitabıydı. Fakat hem çocuklara hem yetişkinlere çok güzel mesajlar içeriyordu. Bir savaş kitabı olmasına rağmen karşı tarafı yeren bir üslubu yoktu. En önemli mesajı ise düşman diye bir şey aslında yoktur, kötü olan insandır milletler değil.

Bir açık arttırma sahnesi vardı. Hepimiz merakla okuduk o bölümü. Okuduğunuzda siz de aynı şeyi hissedeceksinizdir. Önemli olanın hep beraber aynı amaç için çabalamak olduğunun mesajını duygulu bir şekilde anlatmış yazar.

Savaşın ortasında baş kahramanımız  olan atın yolu hasta bir kızın çiftliğine düşer. Dede – torun ilişkisini , birine söz verdiği zaman bu sözü yerine getirmek için çabalayan insanları, hayvan sevgisinin insana ne kadar iyi geldiğini okuduk bu bölümde.

Sahipsiz bölge dedikleri bir yerde iki askerin konuşması hepimizin en çok beğendiği bölüm oldu. İşte bölüm insana kim iyi kim kötü olduğunu düşündürüyor  .Ve şu sonuca varıyoruz: Burada kimse düşman değil.

Savaşın içinde geçiyor neredeyse tüm kitap. Ama  yazar kitabı hiç ayrıntıya boğmamış. Böyle olmasına rağmen o ortamı bize tam olarak yaşatmayı başarmış.

Kitap atın ağzından yazıldığı için bir hayvanın aynı insanın hissettiği  korkuyu, sevgiyi, huzuru hissettiğini gördük bu hikayeyle. Çoğumuz bir hayvanın ağzında yazılmış  bir kitabı ilk defa okuduğunu ve büyük zevk aldığımızı söyledik.

Savaşta olmaktan çok rahatsız olan bir askerin atla olan konuşmasını okuduk: “ Savaşıyorlar ama neden savaştıklarını bilmiyorlar. Bu delilik değil mi? Bir insanın nasıl olur da başka bir insanı öldürür, sebebini tam olarak bilmez? Farklı renk üniforma giymek ve farklı diller konuşmak yeterli bir neden mi yani?” İşte bu cümleler savaşın aslında ne anlam içerdiğini tam olarak anlatıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.