Kitaplarını Okumaya Başlamanıza Sebep Olacak 20 Güray Süngü Alıntısı

Neden Güray Süngü?

Oğuz Atay’ı her okuduğunuzda ‘Keşke daha çok yaşasaydı, daha çok yazabilseydi’ diyorsanız, onun tek bir söyleşisine katılabilseydim diye hayıflanıyorsanız, bilinç akışı tekniğini kendisinden sonra en iyi kullanan yerli yazarımız Güray Süngü’yü okumayı ertelemeyin. Bazen ‘Ne anlattı hiçbir şey anlamadım.’ Diyebilirsiniz. Bazen bir paragrafın başında hiç fark etmeden zihninizin oradan oraya sürüklendiğini nihayet noktayı koyduğunuzda idrak edebilirsiniz. Karamsar satırlarda bile gülümseyebilirsiniz. Yakın gelecekte kendisinin ‘üstat’ olarak anılacağına hiç şüphemiz yok.

İşte beyin yakan kaleminden birkaç alıntı…

Keyifli Okumalar…

 

 

 

 


İbrahim’in Kaybettiğini Bulmasıdır

“İnsan güzeldir. İnsanlık etmiyorsa çirkindir. İnsanlık ediyor da sen ona çirkin diyorsan, insanlık etmiyorsundur.”

 

“Su kendisi dökülmez yavrucuğum, hep bir döken vardır. Nehirler kendisi mi akar, ona bir ak diyen vardır. İnsan ne yaşasa oldum der, nereden dönse geldim der, oysa her şeyi ol diyerek olduran, olanı ve olmayanı kendine döndüren vardır.”

 

“Unutma ki, bütün hikayelerde hazine kişinin kendi bahçesinde çıkar. Ama kişi kendi bahçesindeki hazineyi bile, yedi cihanı dolaşıp da bahçesine dönmeden bulamaz. Yani aslında bahçede hazine falan yoktur, hazine eve dönüştür.”

 

“İyi insanlar kendilerini hep yorgun hissederler…

Çünkü kötülük her yandadır, kötülüğü görmek, kötülüğe tahammül etmek yorar, çok yorar. Yaşama uğraşıdır bir bakıma. Zordur.”

 

“İnsanların bir lafı vardır ya, hep söylerler. Topraktan geldik, toprağa gideceğiz. Topraktan geldiniz ama toprağa gidemiyorsunuz. Tavşan olarak doğan, çakal olarak nasıl gömülsün. Topraktan geldiniz ama toprağa dönebilmeniz için önce kendinize dönmeniz lazım.”

 

 

 


Kış Bahçesi

“Neden kendini kapatıyorsun, kalbini saklıyor, sakınıyorsun. Kırılmasın diye mi? Kırılmasından korktuğu için kalbini hiç kullanmadı.”

 

“Yaşam kalitesi denen modern çağın diniyle ilgilenmiyor. Okuduğu kitaplarla ilgileniyor. Elindeki kitapla mesela, karmaşık değil, abartılı değil, aksine çok basit, ama derin.”

 

 

 

 


İnsanın Acayip Kısa Tarihi

“İnsan kendisini tanımaya başladıkça huzursuzlukla tanışır, insan kendisini keşfederken acıya dokunur.”

 

“Öyle bir gülümsüyordu ki… kalbim delindi. Delikten kan aktı. Kan yere döküldü. Yer göğe kalktı. Gök başıma yıkıldı. Başım gökle ezildi. Keder aşkla yazıldı. Yazılana uyuldu. Yaşandı da yaşandı. Ölüm gitti elimden. Sabır düştü dilimden. Göğe uzattım elimi. Kinle boyadım gözümü. Gözü boyanan neylesin. Gönlünü neyle eylesin. Ah dedim durdum.”

 

 

 


Mehmet’i Sakatlayan Serçe Parmağı

“Düşün ki hem kuyudasın hem Yusuf değilsin”

 

“Aklıma kazınmış olan onun yokluğuydu. Yok olmak, bir kez olan bir şey sanılır. Değildir halbuki. Öldü. Ölümü bir andı. Yokluğu sürekli. Sonra… Ne bileyim.”

 

 

 

 


Deli Gömleği

“Gidebileceğim neresi var? Hiçbir yer yok. Tüm gemileri yaktım. Ne kadar yüksekten bir söylem, altı üstü gururlusundur, dönemiyorsundur kendine yedirip. Adına tüm gemileri yakmak diyorsun. Gurur…”

 

“Bırakıp da giden değil, kalandır terk eden diye de bir yazı okumuştum. Benim kaçacak yerim yok. Tüm sınırlarıma kadar kuşatıldım. Sürekli olarak kendi içime doğru koşuyorum. Ne kadar sürecek. Yok olana kadar mı?”

 

 

 


Vicdan Sızlar

“Annem kendi kendine iyileşti. Zaten anneler kendi kendilerine iyileşirmiş. Kendi kendine iyileşene anne, kendi kendine ölene baba denirmiş.”

 

“Kendim bana sarıldı. Her şeye gücün yetmez dedi. Hayat devam ediyor dedi. Kendimi çok sevdim. Canım dedim ona. Bir sen varsın dedim.”

 

 

 


Dördüncü Tekil Şahıs

“Beklenen gün gelecekse çekilen acı saflıktır. Niye kutsal olsun? Nasıl olsa gelecek. Biliyorsun geleceğini, umudun var. Asıl hiç bir zaman gelmeyecek olan günü beklemek kutsaldır. Sabırla, nefretle, boğarcasına, boğulurcasına…”

 

 

 


Pencere’DEN

“İçindeyizdir gerçeğin, o yüzden göremeyiz çoğu zaman. Karşımızda değildir, bizi kapsamaktadır. O yüzden derinlik ve olgunluk gerekir ya, görmek için.”

 

 

 


Az Kalan Gölge

“İnsan akletmeye başladığı an dünya üzerindeki yürüyüşünün her adımında biraz daha yalnızlaşıyordu, bunu elbette o an anlamadım. Biraz zaman aldı bunu kavrayışım. Çünkü yalnız olmamak, sadece ve sadece etrafında seni anlayan insanlar varsa mevzubahisti. Oysa akletmeye başlayınca insan anlardı ki insanlar akletmiyorlar, düşünmüyorlar, merak etmiyorlar, bilmiyorlar. Böyle oldukları için de seni anlamaları mümkün değil. Bir deneme, hayır bu beni anlamadı, ikinci deneme, hayır bu da anlamadı. Bininci deneme. Elbette bu da. Bir yerden sonra kabulleniyorsun. Yalnızım ben. Bunlar ise zavallı insanlar. Dost değiliz. Onları sevemem, onlara merhamet besleyebilirim ancak. O da ancak kendimden merhamet esirgemediğim anlarda.

 



Düş Kesiği

“Çünkü önemli olan ne anlattığın değil, kime anlattığındır bazen.”

 

“Kendisi olabilmeyi başarabilen insan artık her yerde kendisidir, bu açıdan her yerde özgürdür ve bu açıdan her yer diye bir şey kalmamıştır, yerlerin mekânların önemi yitmiştir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.