Sinemaya Uyarlanan Kitaplardan 10 Tavsiye

Film mi Kitap mı?

Bu sorunun cevabı genellikle kitaptır. Çünkü ilk sayfadan son sayfaya kadar hayal gücümüz tam olarak devrededir. Sayfalar zihnimizi sınırlandırmaz aksine tüm odalarının kapılarını açar. Buna karşın keyiftir filmi çekilmiş bir kitabı okumak. Çünkü son sayfayı çevirdiğinizde macerayla tam olarak bağınız kopmamış olur. Aynı hikayeye bir kez daha konuk olacağımızı bilmek iyi gelir.

Kalabalık bir kategoridir filmi çekilmiş kitaplar. Biz de farklı tarzlardan birkaç tercih yaptık.

Listedeki kitapların filmleriyle ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Keyifli okumalar…

 

 

 

 

Çizgili Pijamalı Çocuk – John Boyne

Çevirmen: Tayfun Törüner, Tülin Törüner

Yayınevi: Tudem Yayınları

Sayfa Sayısı : 208

Bu kitabı okumaya başladığınızda, kendinizi Bruno adında dokuz yaşında bir çocukla yolculuğa çıkmış bulacaksınız (ama bu kitap dokuz yaşındakiler için değil, her yaş grubunun okuması gereken bir kitap). Ve er geç kendinizi Bruno ile birlikte bir tel örgüde bulacaksınız. Umarız, hayatınız boyunca böyle bir tel örgünün öbür ucuna geçmek zorunda kalmazsınız.

 

 

 

 

 

Not : Seni Seviyorum – Cecelia Ahern

Yayınevi : Pegasus

Sayfa Sayısı : 432

O benim koruyucu meleğim…

Bazı insanlar ruh eşlerini bulmak için belki bir ömür beklerler… Birbirlerinin çocukluk aşkı olan Holly ve Gerry içinse durum öyle değildir. Onların arasındaki uyum neredeyse doğdukları anda kendini belli eder. İkisinin ruhu aynı dili konuşur, kavga ederken bile birbirlerini güldürebilirler. Dünyadaki hiçbir güç onları ayrı düşüremez. Ta ki bir gün ölüm kapılarını çalana kadar… Ama bu da bir son değildir çünkü ölümün bile söküp atamayacağı bağlar vardır.

Gerry ardında mektuplar bırakır. Bu mektupların her biri ölümünden sonra her ay bir tanesi açılmak üzere Holly’ye postalanmıştır. Aylar geçip mektuplar teker teker açıldıkça Holly’nin dünyası değişmeye başlar. Aile, dostlar, sevgi ve hatta ölüm bile bu yeni dünyada ahenkli bir tablo oluşturacaktır…

“Gerçek aşk ölmez derler, ama kimse pek kulak asmaz. Not: Seni Seviyorum bu söze neden inanmamız gerektiğinin bir kanıtı.”

-Cosmopolitan-

“Sevdiğini kaybetmenin ne demek olduğunu bilenler için… Mutluluk ve kalp kırıklığı bir arada.”

-Express-

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

 

 

 

Marslı – Andy Weir

Çevirmen: Emre Aygün

Yayınevi : İthaki Yayınları

Sayfa Sayısı : 416

Goodreads okurlarına göre 2014’ün En İyi Bilimkurgu Romanı! Altı gün önce, Mark Watney Mars’a ayak basan ilk insanlardan biriydi. Şimdi ise, orada ölmesi neredeyse kesin.

“Çok uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap. Zeki, eğlenceli ve gerilim dolu. Marslı, bir romandan isteyebileceğiniz her şeye sahip.”

-Hugh Howey, Wool serisinin yazarı-

“Sürükleyici… Defoe’nun Robinson Crusoe’su sanki daha zeki biri tarafından yazılmış gibi.”

-Larry Niven, Hugo, Nebula ve Locus ödüllü Halka Dünya romanının yazarı-

“Bu kitap tam da benim gibi okuyucuların seveceği türden.”

-John Scalzi, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin Hugo ve Locus ödüllü yazarı-

“Andy Weir’in yazdığı Marslı şimdiye kadar okuduğum en iyi bilimsel bilimkurgu romanı. Bu romanı -başka bir kitap hakkında hiç böyle bir şey söylemedim- edebi anlamda da elden bırakmak mümkün değil.”

-Dan Simmons, Hugo ödüllü Hyperion serisinin yazarı-

“Marslı aklımı başımdan aldı!”

-Ernest Cline, Başlat romanının yazarı-

“Aksiyon ve uzay macerasının kusursuz bir karışımı.”

-Library Journal-

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

 

 

Uçurtma Avcısı – Khaled Hosseini

Çevirmen: Püren Özgören

Yayınevi: Everest Yayınları

Sayfa Sayısı : 375

Emir ve Hasan, Kabil’de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk… Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir’le Hasan’ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.

Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California’ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan’ın hatırasından kopamaz.

Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları… Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.

Uçurtma Avcısı’nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü…

 

 

 

 

 

Boleyn Kızı – Philippa Gregory

Çevirmen: Canan Sakarya

Yayınevi : Artemis Yayınları

Sayfa Sayısı : 820

Mary Boleyn, on dört yaşında,- masum bir kız olarak kraliyet sarayına geldiğinde, VIII. Henry’nin gözlerini kamaştırır. Gördüğü ilgiyle tüm varlığı alt üst olan Mary, hem altın prensine aşık olur, hem de gayrı resmi kraliçe olarak her geçen gün artan rolüne. Ancak öyle bir an gelir ki, kralın kendisine olan ilgisi gittikçe sönmeye başladığında, ihtiraslı planlar yapmakta olan ailesinin piyonuna dönüştüğünü fark eder ve en yakın arkadaşından uzaklaşmaya ve rekabet etmeye zorlanır: Kızkardeşi, Anne Boleyn’den. işler iyice çığırından çıktığında ailesine ve kralına baş kaldırması gerektiğinin farkına varır ve kaderinin iplerini kendi eline alır.

Son derece zengin biçimde işlenmiş, etkileyici bir aşk, seks,” ihtiras ve .   intikam masalı. Boleyn Kızı, Avrupa’nın en heyecanlı ve gösterişli saraylarından birinin tam kalbinde yaşamış, sıradışı eğilimleri ve ihtirasları olan, içindeki sesi dinleyerek varlığını sürdürebilmiş bir kadını tanıştırıyor dünya okuruna.

 

 

 

 

Uzun Hikaye – Mustafa Kutlu

Yazar: Mustafa Kutlu

Yayınevi: Dergah Yayınları

Sayfa Sayısı: 115

Ben o zamanlar on altı yaşındaydım, lise birde. İnce uzun bir oğlan. Saçlarım kirpi gibi dik duruyor; ne yana, ne geriye taranmıyor, beni deli ediyordu.

Babam “İnatsın inat… İnatçı adamın saçı yatmaz. Dedene çekmişsin besbelli. Keşke annene benzeseydin” diyordu.

Keşke…

Annemin lepiska gibi yumuşacık, sarı saçları vardı. En çok o mavi gözlerini özlüyorum. “Benim oğlum okuyacak yüksek bir memur olacak” der, sonra da göz ucuyla babama bakardı. Sanki anlaşmışlar gibi babam da ona bakar, dudaklarında muzip bir gülümseme:

“Hıh… Biz okuduk bir şey olduk sanki” diye omuz silkerdi.

 

 

 

 

 

Dövüş Kulübü –  Chuck Palahniuk

Çevirmen: Elif Özsayar

Yayınevi :Ayrıntı Yayınları

Sayfa Sayısı : 224

İlk kez yayımlandığı 1996’dan beri bir yeraltı klasiği olarak anılan ve sinemaya da aktarılan Dövüş Kulübü, bir anti-ütopya öyküsünü anlatıyor.

Yaşadığı hayattan nefret eden, ölüm düşüncesini saplantı haline getirmiş, insani yakınlığı kanser dayanışma gruplarında arayan genç bir adam. Aynı dayanışma gruplarının bir başka müdavimi, toplum kaçkını bir genç kadın. Ve Tyler Durden; yalanlar ve mutsuzlukla dolu bir dünyaya kendi yöntemleriyle saldıran yarı çılgın bir kurtarıcı, baştan çıkarıcı bir intikam meleği. Tyler’ın felsefesine göre, tüketim kültürünün uyuşturucu etkisinden kurtulmanın yolu, fiziksel acıyla tanışarak yeniden doğmaktır. Çok geçmeden, gecenin geç saatlerinde bar bodrumlarında toplanan gizli bir “dövüş kulübü”, ülkenin dört bir yanını saracaktır. Ama Tyler’ın dünyasında sınırlara ve kurallara yer yoktur. Kendi bedenini örseleyen bir müritler ordusu, toplum düzenini ve konformizmi imha etmek üzere Tyler’ın peşine takılır…

Chuck Palahniuk’un ilk romanı, tüketim kültürüne, hırs ve üstünlük duygusuna, güzellik idealine ve iş dünyasına zehir zemberek bir eleştiri yöneltiyor. Palahniuk, karanlık bir mizahla desteklediği güçlü ve çarpıcı üslubuyla, yaşadığımız dünyanın çirkin suretine ayna tutuyor.

Son dönemin en özgün, en sarsıcı romanları arasında sayılan Dövüş Kulübü bir klasik eser düzeyine ulaşıyor…

 

 

 

 

 

 

 

Zaman Yolcusunun Karısı – Audrey Niffenegger

Çevirmen: Elvan Umur

Yayınevi: Epsilon Yayınları

Sayfa Sayısı: 541

Amerika’da bir yıldan uzun süredir Amazon’un en çok satanlar listesinden düşmeyen ve Amazon editörlerinin 2004 yılının en iyi kitabı seçtiği “Zaman Yolcusunun Karısı”, çok katmanlı bir roman. Dokunaklı bir aşk hikayesini ; gerçekçi karakter çözümlemelerinden vazgeçmeden, ilginç bir bilimkurgu dünyasına oturtan bu kitap için, ‘son yılların en güzel aşk hikayesi’ diyebiliriz.

“Artık aşk hikayeleri yazılmıyor diyenlere, ‘Zaman Yolcusunun Karısı’nı ısrarla öneririm. Baş döndürecek kadar romantik olmasının yanında, hayran olunacak bir yaratıcılık ve ustalıkla işlenmiş büyüleyici bir roman”

 

 

 

 

 

Kocan Kadar Konuş – Şebnem Burcuoğlu

Yayınevi: DEX

Sayfa Sayısı: 220

“Kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30’una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!” Yazar Şebnem Burcuoğlu’nun 2014 yılında Dex Yayınları’ndan çıkan kitabı yerli bir romantik-komedi olarak nitelendirilebilir. Kitap, 2015 yılında başrollerinde Ezgi Mola’nın ve Murat Yıldırım’ın yer aldığı bir sinema filmi olarak beyazperdeye uyarlanmıştır.

Kitap, kapak tasarımı ile dikkat çekmiştir ve büyük ilgi görmüştür. Kapak fotoğrafı Fethi Karaduman tarafından çekilmiştir ve kapağın tasarım aşaması da “Berkcan Okar” tarafından gerçekleşmiştir. Ayrıca bölüm başlarında Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” kitabından alıntılar dikkat çekmektedir.

Kitabın devamı niteliğindeki “Kocan Kadar Konuş Diriliş” 2015 yılında yayımlanmıştır. Kitabın baş karakteri olan 30 yaşındaki İzmirli Efsun’un üstüne yapışmış olan evde kalmış etiketiyle başı biraz beladadır. Üstelik kendinden küçük kuzeninin evleneceği haberiyle durumlar biraz daha ilginçleşir. Bekâr halinden memnunken birden koca arayışına giren Efsun’un koca bulma endişesi ve hayatına dair değişimler, bu kitapta eğlenceli bir üslupla anlatılmaktadır.

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

 

 

 

 

Ölü ozanlar Derneği – Nancy H. Kleinbaum

Çevirmen: Nurten Hatırnaz

Yayınevi: Bilge Kültür Sanat

Sayfa Sayısı: 136

Geleneklere olan bağlılığı ve katı disiplin kurallarıyla ünlü Welton Akademis’nin öğrencilerinin okul ve yatakhane arasında geçen tekdüze hayatları yeni İngilizce öğretmenleri John Keating’in okullarına gelmesiyle bir anda değişir. İyi birer üniversiteye girmeleri için onları çok yoğun bir tempoda çalışmaya zorlayan öğretmenleri ve ebeveynlerinin aksine, bu ele avuca sığmaz adamın onlardan tek bir isteği vardır: Anı yaşamaları ve hayatlarını olağanüstü kılmaları. Byron, Shelly, Keats ve Shakespeare ile edebiyatın büyülü dünyasına dalan gençler Keating’in öğrencilik yıllarında üye olduğu gizli bir kulüp olan Ölü Ozanlar Derneği’ni de yeniden canlandırırlar. Ne var ki daha yeni kavuştukları özgürlüklerinin trajik sonuçları olabileceğini çok geçmeden farkına varacaklardır. “Acaba Ölü Ozanlar Derneği’nin bu yeni nesil üyeleri hayallerini yıkmaya kararlı otoritelerin baskısından kurtulmayı başarabilecekler midir?”

(Tanıtım Bülteninden)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.