Sinemaya Uyarlanan Romantik Kitaplardan 10 Tavsiye

Sinemaya uyarlanan romanlar için başka listelerimiz de mevcut. Bu listenin özelliği beyazperdeye uyarlanan aşk romanları olması. Kimisi romantik dram, kimileri romantik komedi. Büyük beğeni toplayan filmlerin gölgede kalmış kitapları… Filmlerine denk gelmişseniz, bir de kitabını okuyayım derseniz listemize göz atabilirsiniz…

Keyifli Okumalar…

Kitapların filmleri hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Gurur ve Önyargı – Jane Austen

Çevirmen: Hamdi Koç

Yayınevi :İş Bankası Kültür Yayınları –

Sayfa Sayısı: 408

Jane Austen (1775-1817): Sadece kırk iki yıllık, gözden uzak ve sade yaşantısına karşın yazdıklarıyla “roman tarihinin ilk büyük (ve sahici) kültü” olmayı başaran bir 19. yüzyıl romancısıdır. Sayısız TV ve sinema uyarlamalarının yanısıra tüm “satış / okunma” anketlerinin de gösterdiği üzere, yazarın 1813’de yayınlanan ikinci romanı Gurur ve Önyargı tüm zamanların en sevilen romanlarının başında gelir. Bu da, sanırız, Austen’in, dünyanın pek çok yerinde geleneklerin kadına biçtiği “en iyi gelecek” rolüyle kadınların aşklarını seçme hakkı arasındaki gerilimi “mizah, zeka ve sevecenlik”le yansıtmasından kaynaklanmaktadır.

 

 

 

 

Sevgili John – Nicholas Sparks

Yayınevi : Artemis Yayınları

Çevirmen: Türkan Çolak

Sayfa Sayısı: 340

Sevgili John, diye başlar mektup. Ve bu iki kelimeyle bir kalp paramparça olur, iki hayat da sonsuza dek değişir.

Gerçek aşkı bulmak öyle zor ki. Ve bulunca da kolay vazgeçemiyor insan. Vazgeçmemek de gerekiyor zaten. Hayat bambaşka gerçekleri, gerekçeleriyle beraber kapımıza getirip dayatsa da aşkı unutmamalı. John’un yaptığı gibi. İçimizden biri o. Sıradan biri. Ama işte hepimizin ki gibi onun aşkının hikâyesi de biricik ve benzersiz.

 

 

 

 

Aşk Limanı – Nicholas Sparks

Yayınevi : Artemis Yayınları

Çevirmen: Bilge Gündüz

Sayfa Sayısı: 402

50’den fazla dilde 100 milyondan fazla okura ulaşan New York Times çoksatarı yazar GERÇEK AŞKI BULDUĞUNDA FARKINA VARIRSIN New York Times çoksatarı yazar Nİcholas Sparks, biten bir aşkın ürkütücü izlerini sürüyor ve tekrar sevebilmek için güvenmeyi öğrenmesi gereken  bir kadının sırlarla dolu hikâyesini anlatıyor.

Katie adındaki gizemli bir kadın, Kuzey Carolina’nın küçük Southport kasabasına sığındığında, geçmişiyle ilgili sorular da peşinden geldi.

Güzel ve çekingen Katie, insanlardan özellikle uzak durmaya çalışıyor gibiydi. Ancak beklenmedik olaylar onu iki kişiyle gönülsüz bir arkadaşlığa itecekti. Biri, iki çocuğunu tek başına büyüten iyi kalpli Alex, diğeriyse Katie’nin sözünü sakınmayan komşusu Jo. Katie tüm korkularına rağmen bu küçük kasabaya zamanla alıştı. Alex ve ailesiyle de giderek yakınlaşıyordu.

Bir yandan da onu ülkenin diğer ucundan Southport’a getiren ürkütücü bir geçmiş ve bu geçmişte yatan karanlık bir sır, Katie’yi korkutmaya devam ediyordu. Çok geçmeden, Jo’nun içten desteği sayesinde Katie önünde iki seçenek olduğunu anlayacaktı. Ya güvenliği için saklanmaya devam edecek ya da mutluluk için risk alacaktı. Ve tüm bu zorlukların ortasında tek güvenli liman aşktı.

 

 

 

 

Unutulmaz Aşk – Nicholas Sparks

Yayınevi : Artemis Yayınları

Çevirmen: Demet Altınyeleklioğlu

Sayfa Sayısı: 330

Herkes sonsuz aşkın mümkün olduğuna inanmak isterdi.

O da bir keresinde inanmıştı.

On sekizindeyken.

1984 baharında lise öğrencileri Amanda Collier ve Dawson Cole birbirlerine sırılsıklam âşık oldu. Dünyaları ayrı olsa da aşklarının büyüklüğü, Kuzey Carolina’nın küçük Oriental kasabasına baş kaldırabilirdi belki de. Ama okuldaki son senelerinin yazında öyle beklenmedik olaylar yaşandı ki, genç çiftin yolları bir daha kesişemeyecek şekilde ayrıldı.

Tam yirmi beş yıl sonra, Amanda ve Dawson, bir zamanlar aşklarının sığınağı olan, akıl hocaları Tuck Hostetler’ın cenazesinde bir araya geldi. İkisi de hayal ettiği hayatı yaşamamıştı. Ve ikisi de hayatlarını sonsuza dek değiştiren tutkulu ilk aşklarını unutamamıştı. Şimdi, Amanda ve Dawson, Tuck’ın onlar için bıraktığı izleri takip ederken, bildikleri her şeyin, Tuck hakkında, kendileri hakkında ve en büyük hayalleri hakkında her şeyin, aslında hiç de göründüğü gibi olmadığını anlayacaklardı. Üzücü hatıralarla yüzleşmek zorunda kalan iki eski âşık, yaptıkları seçimlerle ilgili inkâr edilemez gerçekler keşfedecekti. Ve tek ama unutulmaz bir hafta sonu boyunca, hem yaşayan hem de ölmüş yakınlarına şu soruyu soracaklardı: Aşk gerçekten de geçmişi yeniden yazabilir miydi?

 

 

 

 

Kolera Günlerinde Aşk – Gabriel Garcia Marquez

Çevirmen: Şadan Karadeniz

Yayınevi :Can Yayınları

Sayfa Sayısı: 448

Kolera Günlerinde Aşk”, bırakılmış bir sevgilinin, yeniyetmelik yıllarından başlayarak yaşlılığın alacakaranlığına dek süren yarım yüzyıllık aşkının öyküsü. “Marquez”in, ustalığı, bu öyküyü bir destana dönüştürüyor: aşkın, deli-akıllı, yabanıl-evcil, tensel, romantik tüm biçimlerinin pastoral bir şiirin büyüsüne büründüğü bir destan. On dokuzuncu yüzyılın yirminci yüzyıla dönüştüğü bir zaman dilimini kapsayan bu bitmeyen aşkın gerisinde, çağdaşlaşma çabası içindeki bir toplumun çeşitli yönlerini, özellikle taşra kentsoyluluğunun saçmalıklarını ince bir alayla eleştiriyor yazar. Roman boyunca, aşk acılarının lirik rüzgarlarının esintileri arasında, Marquez’in, insancıl mizahı, sürekli olarak duyuruyor kendini. Bu nitelikleriyle, “Kolera Günlerinde Aşk”, Marquez’in başyapıtı sayılan “Yüz Yıllık Yalnızlık”ın yanında tartışılmaz bir biçimde yerini alıyor.

 

 

 

 

Sahipler – A. S. Byatt

Çevirmen: Rana Tekcan

Yayınevi : Can Yayınları

Sayfa Sayısı: 712

A.S. Byatt, bu romanı yazmaya nasıl başladığını şöyle anlatıyor: “British Museum’da oturmuş, Coleridge uzmanı Kathleen Coburn’ün kart kataloğunun çevresinde dönüp duruşunu izliyordum; birden onun tüm hayatını bu ölmüş adama adadığını fark ettim. ‘Adam mı onun sahibi, yoksa o mu adamın?’ diye düşündüm. Sonra yaşayanlarla ölüler arasındaki ilişkileri anlatan, ‘Sahipler’ adında bir roman olabilir diye düşündüm. Ölmüş yazarların elyazmalarının ‘sahibi’ kimdir, sorusunu zihnimde evirip çevirdim; sonra ‘sahip olmanın’ cinsel ilişkiler için de kullanıldığını fark ettim. Ve aklıma biri modern diğeri de Victoria Çağı’nın ortalarından, birbirlerine kelimenin bütün bu anlamlarında sahip olan iki çift âşık fikri geldi.”

Bu noktadan hareketle yazılan Sahipler, aynı anda hem edebiyat dünyasında bir dedektiflik sürecini hem de beklenmedik bir aşk hikâyesini entelektüel bir zekâyla örüyor. Victoria Çağı’ndaki iki şairin yaşamlarını araştıran iki genç akademisyen, ele geçirdikleri mektupların, günlüklerin, şiirlerin izini sürerek ve zamana karşı yarışarak, müthiş bir tutku, aldatma ve trajedi ağını ortaya çıkarıyorlar.

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

 

 

Defter – Nicholas Sparks

Yayınevi : Artemis Yayınları

Sayfa Sayısı: 276

“Öyle özel biri değilim ben, orası kesin. Sıradan fikirlere sahip, sıradan bir adamım ve sıradan bir yaşam sürdüm. Bana ithaf edilmiş bir anıt falan yok ortada ve yakın zamanda ismim de hafızalardan silinecek ama yine de tüm ruhum ve kalbimle sevdim bir başkasını ve bu kadarı benim için her zaman yeterliydi.”

Hayatınız boyunca karşınıza çıkabilecek en dramatik ve çekici aşk hikâyelerinden biri işte böyle başlıyor…

TİTANİK’TEKİ AŞK KADAR KALICI VE ACITICI. ROMANTİZM VE İHTİRASIN SINIRLARI ZORLADIĞI, İNSANA HER ŞEYİ UNUTTURAN BİR AŞK.

“Bir yerlerde,” diye düşündü Noah Calhoun, ayışığının altında oturken, “tam şu anda, aşkla sevişenler var.” Defter, romantik bir çıkmazın etrafında gelişen bir ‘aşkı kaybedip yeniden kavuşma’ hikâyesi.

Henüz 20 yaşında bile olmayan iki genç, ki farklı iki dünyanın insanı onlar, bir yaz karşılaşır, ilk bakışta aşık olur ve tüm tatili birlikte geçirir. Fakat trajik hatta travmatik biçimde yolları ayrılır.

Yıllar sonra biraraya geldiklerinde, aralarındaki tutkulu aşk yeniden alevlenir. Ancak ikisinden birinin gerçek aşk ve sınıfına uygun hareket etmek arasında seçim yapması ve bunun sonuçlarına katlanması gerekecektir.

 

 

 

 

Alışverişkoliğin İtirafları – Sophie Kinsella

Çevirmen: Bige Turan

Yayınevi :Artemis Yayınları

Sayfa Sayısı : 384

Tek istediği azıcık, ufacık, inanın minicik, kuş kadar bir krediydi!

B.B.’NİN EFSANESİ AYNEN BÖYLE BAŞLADI.

Becky Bloomwood fenomeni kendini cümle aleme işte bu romanla ilan etti. Dünya şekeri, hesabı kıt bir kız o. Süper hayalleri, benzersiz bir zevki ve mini mini de zaafları var! Becky Bloomwood’un Londra’daki evi tam anlamıyla harika. Sezonun ‘olmazsa olmazlarıyla’ dopdolu bir gardırobu ve insanlara paralarını nasıl kullanacaklarını anlatması karşılığı para kazandığı bir işi var. Terzi söküğünü dikemezmiş ya, Becky de ‘özservetini’ nasıl idareli kullanabileceğini asla kestiremeyen bir kız! Bankaların mektuplarını ‘inkar’ etmek imkansızlaştığında, Becky, “Kısıntı Yap” veya “Daha Çok Kazan” gibi felsefeleri benimsemek için elinden geleni yaptı gerçekten. Cidden çok çaba gösterdi. Yalnız bu işte başarının formülü yüzde 51 yetenekti. Ve ondan Becky’de yüzde 1 dahi bulunmuyordu. Olmuyor, olmuyor, olmuyordu! Batıyor, batıyor, batıyordu! Batan balık yan gittiğine göre birkaç bir şey daha almaktaysa sakınca yoktu tabii.

Elem, keder, hepsi geçer!

Bize kar kalan nedir bu dünyadaaaaaaa!

Hayatınız para hesabı yapmakla geçiyorsa ve tek kankanız kredi kartınızsa Becky’yle ultra, über, mega anlaşacaksınız demektir!

 

 

 

 

Umut Işığım –  Matthew Quick

Çevirmen: Uğur Mehter

Yayınevi :Feniks Kitap

Sayfa Sayısı : 344

Pat Peoples ile tanışın. Pat’in iyimserliğe dair bir teorisi var: Hayatının, yapımcılığını Tanrının üstlendiği bir film olduğuna inanıyor. Ve mutlu sona ulaşması için Tanrı ona fiziksel olarak formda olmasını, duygusal açıdansa kitap okumasını emrediyor; bunun karşılığında ayrıldığı karısı Nikki’nin ona geri dönmesini sağlayacak. (Pat’in uzun yıllar bir akıl hastanesinde yattığını söylersek umarız şaşırmazsınız.)

Umut Işığım, bir adamın hafızasını yeniden kazanmaya çalışırken karısının ihanetiyle yüzleşmek zorunda kalmasına dair gürültücü ve keskin hikâyesini anlatıyor. Matthew Quick bizi Pat’in zihninde dolaştırıyor, hünerli kalemiyle bize onun sevimli olduğu kadar çarpık bakış açısıyla bambaşka bir dünya gösteriyor. Bu dokunaklı ve eğlenceli roman, depresyon ve aşka çok farklı bir gözle bakmanızı sağlayacak.

‘O yüzden elimden gelenin en iyisin yapıyorum ve etrafımızı saran aynalarda göz ucuyla dansımızdan parçalar yakaladığımda Gerçekten kusursuz dans ediyoruz! diye düşünüyorum. Bitirdiğimizde çok heyecanlanıyorum, çünkü kazanacağımızdan adım gibi eminim; kendimizi bu kadar adayıp hayatımızdaki bir sürü şeyden feragat ettikten sonra kazanmamamız mümkün değil. Bu kısa film, kesinlikle mutlu sonla bitecek!

“Quick tam on ikiden vuruyor.”

Bill Lyon, The Philadelphia Inquirer

‘Dokunaklı ve eğlenceli bir ilk roman… Sıradışı hikâyesiyle okuyanı coşturacak her şeye sahip.”

Publishers Weekly

“Matthew Quick, Umut Işığım’la resmen bir gönül yarası açıyor.”

Kirkus Reviews

“Cesur bir ilk roman… Quick sayfaları öylesine absürd bir zek? ve gerçek duygularla dolduruyor ki alışılmadık kahramanı için heyecanlanmamak mümkün değil.”

Allison Lynn, People

“Matthew Quick doğal bir hikâyeci. Umut Işığım’da dürüst, zeki ve tutkulu bir anlatımla, okuyucusunu iyimserlik fırtınasının kucağına atıyor. Bu roman kendimizi iyileştirebilmemiz için bir hediye niteliğinde.”

Roland Merullo, In Revere, In Those Days romanının yazarı

“Eğlenceli ve yürekten hissediliyor, üstelik orijinal bir roman. Bu harika roman gerçek bir yetenek tarafından yazıldı.”

Martin Clark, The Many Aspects of Mobile Home Living ve The Legal Limit kitaplarının yazarı

 

 

 

 

Erkekler Bire Ayrılır – Emily Giffin

Yayınevi : April Yayıncılık

Çevirmen: Çağla P. Güneri

Sayfa Sayısı : 385

Darcy Rhone hayatı çözdüğünü düşünüyordu; Bir kız ne kadar güzel olursa, hayatı da o kadar büyüleyici olur. Gerçeği önemsemeyin. Oyunu kurallarına göre oynamayı önemsemeyin. Karma’yı önemsemeyin.Fakat en yakın arkadaşı; sıradan “iyi kız” Rachel nişanlısını çaldığında ve Darcy hayatında ilk defa tamamen yalnız kaldığında; düzgün ve mükemmel dünyası alt üst olur… Üstelik yolda da bir bebek vardır.Darcy Londra’da yaşayan çocukluk arkadaşına sığınır ve istediğini elde etmek için denenmiş ve onaylanmış yöntemlerine başvurarak toparlanmaya çalışır. Fakat eski büyüleyici hayatına yeni bir kıtada tekrar kavuşmaya çalıştıkça, kendi kurallarının artık geçerli olmadığını anlar. Ancak o noktadan sonra Darcy özfarkındalık, bağışlayıcılık ve anneliğe giden serüvenine başlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.