Yaz Ayları İçin Akıcı Bir Kitap Listesi Arayanlara Tavsiyeler

Yaz aylarında okuyacak akıcı kitaplar arayanlar için farklı tarzlardan seçilmiş 10 kitap tavsiyesi…

Keyifli okumalar…

Kocan Kadar Konuş – Şebnem Burcuoğlu

Yayınevi : Dex

Sayfa Sayısı : 220

“Kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30’una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!” Yazar Şebnem Burcuoğlu’nun 2014 yılında Dex Yayınları’ndan çıkan kitabı yerli bir romantik-komedi olarak nitelendirilebilir. Kitap, 2015 yılında başrollerinde Ezgi Mola’nın ve Murat Yıldırım’ın yer aldığı bir sinema filmi olarak beyazperdeye uyarlanmıştır.

Kitap, kapak tasarımı ile dikkat çekmiştir ve büyük ilgi görmüştür. Kapak fotoğrafı Fethi Karaduman tarafından çekilmiştir ve kapağın tasarım aşaması da “Berkcan Okar” tarafından gerçekleşmiştir. Ayrıca bölüm başlarında Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” kitabından alıntılar dikkat çekmektedir.

Kitabın devamı niteliğindeki “Kocan Kadar Konuş Diriliş” 2015 yılında yayımlanmıştır. Kitabın baş karakteri olan 30 yaşındaki İzmirli Efsun’un üstüne yapışmış olan evde kalmış etiketiyle başı biraz beladadır. Üstelik kendinden küçük kuzeninin evleneceği haberiyle durumlar biraz daha ilginçleşir. Bekâr halinden memnunken birden koca arayışına giren Efsun’un koca bulma endişesi ve hayatına dair değişimler, bu kitapta eğlenceli bir üslupla anlatılmaktadır.

 

 

 

Bayan Hiçbiri – Aybike Ertürk

Yayınevi :Destek Yayınları

Sayfa Sayısı: 296

Artık ’80’lerde yaşamıyoruz. Kırmızı ruj sürüp, evi derleyip toplayıp, çocuğunu temiz pak giydirdiğinde “4 çekerli kadın” olduğun günler geride kaldı. Neslimiz lanetlendi… çocuk yap; ama kilo alma. Kariyer sahibi ol; ama çocuğunun bakımını aksatma. Hem bebeğine hem kocana hem de kendine vakit ayır. Gece arkadaşlarınla dışarı çık; ama sabah yedide kalkıp yavrunun kahvaltısını hazırla. Etraf bekâr kadın kaynıyor, aman gözünü dört aç, kocanı kaptırma!

Hatta öyle ki bu devirde bir anneye yapılan en büyük iltifat: “seni gören anne olduğuna asla inanmaz.”21. Yüzyıl kadınının “anne gibi anne” olması sessiz sedasız bir sözleşmeyle yasaklanmış da haberimiz yok.

Merhaba ben Ela. Kim miyim?

A) şefkatli bir anne

b) ateşli bir sevgili

c) kariyer sahibi bir iş kadını

d) hepsi

e) hiçbiri

Cevap veriyorum: ben lanetlenmiş çoğu hemcinsim gibi “hepsi” olmaya çalışan bir “hiçbiriyim” aslında…

(tanıtım bülteninden)

 

 

 

Dalga – Todd Strasser

Çevirmen: Dilek Berilgen Cenkciler

Yayınevi : April Yayıncılık

Sayfa Sayısı: 160

Einstein’a mı daha çok benziyorsunuz, yoksa Hitler’e mi?

Morton Rhue’nun şoke edici klasik romanı: dalga.

California’da bir lisede yapılan gerçek bir deney…

20. Yüzyılın en çok ses getiren, filmlere konu olmuş romanlarından biri.

Ben ross ve öğrencileri, sizi de ilgilendiren bir ders işlemek üzereler.

Ross, II. Dünya savaşı’nın vahşetini anlatmak için yeni bir eğitim tekniği uygulayacak.

Bir kötülük deneyi yapacak.

‘Dalga’ adını verdiği deney, kısa sürede tüm okula yayılıyor.

Hafta sonuna gelmeden öğrenciler “güç, birlik ve eylem için disiplin!” sloganını haykırmaya başlıyor. Peki ya sonrası?

Modern dünyadaki yıkıcılığın şifrelerini veren bir başucu kitabı.

Hem zihin açıcı, hem tüyler ürpertici bir roman!

(tanıtım bülteninden)

 

 

 

Bağlar – Domenico Starnone

Çevirmen: Meryem Mine Çilingiroğlu

Yayınevi : Yüz Kitap

Sayfa Sayısı : 144

Cehennem başkalarıdır ve bazen o başkalarıyla aynı evdesinizdir.

Bağlar, İtalya’nın en prestijli edebiyat ödülü Strega sahibi yazar Domenico Starnone’nin türkçede yayımlanan ilk kitabı.

Roman, on iki yıllık eşi Aldo’nun başka bir kadın için onu terk etmesi üzerine iki çocuğuyla tek başına kalan Vanda’nın mektubuyla açılıyor. İlk bakışta sıradan bir aile hikâyesi izlenimi uyandırsa da, Starnone bu romanda sosyal, ailevi, psikolojik ve ideolojik yapılar çözülürken açığa çıkan ve kahramanları altüst eden hayal kırıklığı, haset, özlem, değersizlik ve hınç duygularını, durum komedisi ve trajedi arası bir kurgu içinde ustalıkla resmediyor.

Özgürlük ile güvenlik arasında bocalayan kahramanlarıyla bağlar, çarpıcı bir yerini bulamama anlatısı.

 

 

 

 

 

Üç kız kardeş – İclal Aydın

Yayınevi : Artemis yayınları

Sayfa sayısı : 372

Bir zamanlar, bir ülkenin en güzel denizine bakan bir evde üç kız kardeş yaşardı. İsimleri türkân, dönüş ve derya idi. Babaları sadık bey ve anneleri Nesrin Hanım’la birlikte geceleri kucak kucağa oturur, gelecekte onları bekleyen şahane yılların hayallerini kurarlardı.

Türkân, dönüş ve Derya’nın, Ayvalık’ın çam kokulu sokaklarında geçen masal gibi çocukluğu, onları yetişkin dünyasının acımasızlığına hazırlamamıştı belki. Hiçbir hayatın, hiçbir seçimin göründüğü kadar kolay olmadığını, bazen en büyük, en akla gelmeyecek sırların en güvendiklerimizin kalbinde saklandığını, en korkulacak hastalıkların gün gelip geçmişi derleyip toplayabileceğini anlamak zaman istiyordu.

Ve zamanın ilaç olmadığı bir yara var mıydı dünyada?

Ayvalık’ın denize uzanan taş sokaklarından, nice yaşamlar görüp geçirmiş zeytin ağaçlarından, hayatın kaynağından akan suyundan, eski evlerinden doğmuş bir aile hikâyesi üç kız kardeş. Bir mutsuzluk hikâyesi değil; neşeli günleri yâd ede ede iyiliğe dönüşün hikâyesi. İyileşmenin yolculuğu…

 

 

 

Emanet – Fatma Erdek

Yayınevi : Ephesus yayınları

Sayfa sayısı : 400

“Ne yazık ki aşkın hakkı, hukuku yoktu. Adaleti, şirazesi, terazisi yoktu. Kimi kibrit çöpü kadar kısa yanıp sönerken, kimi bir ömür sürüyordu. Birbirine benzemiyordu hiçbiri. Kimi büyük tutkular ve delice arzularla sarsıyordu insanı… kızıl bir ateşin damgasını vuruyordu değdiği yere. Kimi kalbe huzur estiren, uyumlu, olgun bir melteme benziyordu. Yorgun ömrün son huzur durağı oluyordu.”

Hayatını, çocukluk ve gençlik yıllarına damga vuran bir aşkın gölgesinde sürdüren siyasetçi berhan Dağlıca ile oğlunun yolları acı bir olayla yeniden kesişir ve hiç beklemedikleri bir anda pişmanlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar. Bu gecikmiş hesaplaşma onlar için bir son durak mı, yoksa yeniden başlamak için bir şans mıdır?

 

 

Uçan Tabut – Pınar Eğilmez

Yayınevi : Doğan Kitap

Sayfa sayısı : 120

“İnanmak ve bilmek aynı şey değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır. Bütün zulümler bu ayrıntıdan ürer.”

New york’tan yurda getirilen bir cenazenin ekseninde gelişen olaylarda, bir diğerinin hayatını bilmeden bir meteor çarpmışçasına etkileyen bir dizi insanın hikâyesi uçan tabut. Birbirine dokundukça uyanan, uyandıkça birbirine dokunan insanların hikâyesi…

Herkesin biricik bir hikâyesi vardır. Kendine uyanış hikâyesi. “o” hikâyesi. Senin yok mu? Olacaktır.

(tanıtım bülteninden)

 

 

 

Uzun Harmanlarda Davetsiz Bir Misafir – Sezgin Kaymaz

Yayınevi : April Yayıncılık

Sayfa Sayısı : 328

Kaçtınsa kaçmışındır, dönemezsin, denklem bu! Unutma, her korkuda binlerce eminlik vardır, göz karasında onca aydınlık mevcut…

Meselesi hiç bitmeyen, Ankaralı Erzurumlu teyze.

Evinin direği, canının paresi Horoz Rıza.

Koca bekleyen ayla, mümkünse hiç evlenmesin leyla, başlarında hanım ağa havvanım.

Mahallenin beyi, âlemin abisi beyabi.

Kaporta boyada, ayar azarda dünya devi Kirkor Usta.

Ve Aspendos. Ve leyla. Ve misafir. Ve hayat. Ve ölüm.

Şımarmak bu kadar mı yakışmaz böyle bir ahuya?

Musa tüm lükslerini, ailesinin servetini, diplomasını geride bıraktı. Uzunharmanlar’da en baştan, bir kez daha hayata başlayacak. Sanki hiç yaşamamış, sanki hep burada yaşamış gibi. Saniye kadar uzun, ömür kadar kısa bir konaklama olacak bu. Bir de komşular bu kadar tuhaf davranmasa, bir de evden böyle tuhaf sesler gelmese, bir de geceleri akmış makyajıyla şu düşmüş peri bir görünüp bir kaybolmasa…

Sezgin kaymaz hayat kadar fantastik bir öykü fısıldıyor bu kez. Var olmaya, yok olmaya, bir olmaya dair modern bir masal anlatıyor. Uzunharmanlar’da bir davetsiz misafir, tekinsiz diyarlara edebi bir yolculuk.

Gerçek arayışta… Önce bulacaksın, hakiki arama bulduktan sonra…

Buldun mu? O zaman şimdi ara.

Uzunharmanlar’da bir davetsiz misafir, yazarlığının yirminci yılında Sezgin Kaymaz’ı bir kez daha keşfetmeye, dilin sınırlarını yoklamaya bir davet.

(Tanıtım bülteninden)

 

 

İçimdeki Müzik – Sharon M. Draper

Yayınevi : genç timaş

Sayfa sayısı : 264

Şimdiye kadar tek kelime konuşmadım. Neredeyse on bir yaşındayım.

İngiltere’nin saygın edebiyat ödüllerinden Coratta Scott King ödüllü yazar Sharon M. Draper’dan hüzün ve umut dolu soluksuz okunacak bir roman. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilham alınarak kaleme alınmış. 11 yaşındaki Melody’nin hastalığının adı spastik ikili kuadripleji yani beyin felci. Yürüyemiyor, konuşamıyor, tekerlekli sandalyeye mahkum. Hiçbir uzvuna komut veremeyen bu küçük kızın beyni ise mükemmel işliyor. Hikâye Melody’nin öğretmenlerine, arkadaşlarına, komşularına kısaca dış dünyaya kendini kanıtlama çabasını anlatıyor. İncelikli, naif, akıcı, komik ve ilham verici bir eser. Sesini asla unutamayacağınız bu cesur kızla tanışmaya hazır mısınız?

(Tanıtım bülteninden)

 

 

 

 

Evrak Kürek: Sektörden Arkadaşlara Giriş 101 – Selçuk Aydemir

Yayınevi : Küsurat

Sayfa sayısı : 224

“Hayatımın değişmez kuralıdır bu, ben yanlış ata oynamaya bayılırım. At bile kendine güvenmez, ben ona güvenirim. Dört atın koştuğu ayakta üç at fotofinişe birlikte girer ve ben geriden gelen atı tek yazmışımdır. Hiç sekmez otuz yılı aşkın süredir bu böyle devam ediyor.”

Mahalleden arkadaşlar ve liseden arkadaşlar’dan tanıdığımız Selçuk artık büyüdü, uçak mühendisliği okuyarak koluna altın bileziğini taktı. Şimdi sıra kendi hayallerini gerçekleştirmeye geldi: film çekmeye.… sinema salonlarında çikolatalı mısır satmaya başlayarak sektöre radikal bir giriş yapan Selçuk’un aklında tek bir soru vardı: “yeni başlayanlar için sinema gerçekten bu kadar zor mu?”

Karlar altında çekecekleri kısa filmde sırf zengin görünmek için donmak pahasına emekli amca ceketiyle oynayanlar, filme bütçe bulmak için ilahi klibi kurgulama işine giren yetenekli yönetmen adayları, bedava yapacağını söylediğinde star wars’u bile yeniden çekmene izin veren yapımcılar, araba alma fikriyle oturdukları masadan film çekmeye karar vermiş olarak kalkanlar, kendi hikâyesinin peşinden gidenler bu kitabın başrolünde.

Çalgı çengi, düğün dernek, ailecek şaşkınız filmleri ve işler güçler, kardeş payı, üsküdar’a giderken gibi dizileriyle tanıdığımız Selçuk Aydemir, mahalleden arkadaşlar ve liseden arkadaşlar’ın ardından bu kez, sektöre girme çabalarını samimiyetle anlattığı evrak kürek: sektörden arkadaşlara giriş 101 ile okurlarını güldürmeye geliyor.

Selçuk Aydemir’in mizah dolu kaleminden heyecanlı, doludizgin bu kitabın sayfalarını çevirirken kahkahalarınıza hakim olamayacaksınız.

(Tanıtım bülteninden)

17 thoughts on “Yaz Ayları İçin Akıcı Bir Kitap Listesi Arayanlara Tavsiyeler

  1. uzun harmanlar’da bir davetsiz misafir ve içimdeki müzik kitaplarini okudum.ikisi de çok güzeldi.tam yaz tatili icin okumasi rahat, akıcı kitaplardi.liste çok güzel, elinize sağlik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.