Yüzde Tebessüm Bırakan Samimi Kitaplardan Tavsiyeler

Bu listenin bir özelliği var. Bizi gülümsetirken aynı zamanda hüzünlendiren kitaplar bunlar. Özelliği de sıralamamızda. Aşağı doğru gittikçe hüzün ve eğlence oranları değişiyor. Hüzünlü yanı biraz daha ağır basan kitaplarla başlayan liste güldürme potansiyeli artarak devam ediyor. Hepsi için ortak söylenecek özellik ise canınız sıkılıyorsa size kendinizi iyi hissettirecek olmaları. Kimileri buruk bir hüzün içeriyor belki ama buna rağmen gülümsüyorsunuz. Tıpkı hayat gibi…

Keyifli okumalar…

 

 

 


Eyfel Kulesi Kadar Kocaman Bir Bulutu Yutan Küçük Kız  – Romain Puertolas

Çevirmen: Ebru Erbaş

Yayınevi : Can Yayınları

Sayfa Sayısı: 231

Tebligat Noktagil, babasından kalan mayonez tarifini mükemmelleştirmekten başka bir hırsı olmayan, altı ayak parmaklı, Parisli genç bir kadın postacıdır. Günün birinde, Marakeş’e yaptığı seyahatte tanıştığı ve evlat edinmek istediği hasta, küçük kız Zehra’yı almak üzere yola çıkmasıyla birlikte tüm hayatı derinden sarsılır. O talihsiz gün, İzlanda’daki kimsenin adını söyleyemediği yanardağ patlar ve kül bulutları Avrupa’da tüm uçuşların iptal olmasına neden olur. Farklı bir ulaşım yolu arayan Tebligat’ın nefes kesen macerası da böylece başlar. Julio Iglesias dinlemeye meraklı Budist rahiplerden devlet başkanlarına, çok farklı insanlarla karşılaştığı bu macera, sürekli daha garip bir hal alır.

Yayımlanır yayımlanmaz büyük bir başarı elde eden Bir Ikea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri’nin Olağanüstü Yolculuğu’nun yazarı Romain Puértolas’ın bu kitabı fantezilerle dolu, duygusal ve bir o kadar da eğlenceli bir peri masalı, sevginin kanatlandırdığı bir kadının hikâyesi.

Peki ya siz, uçmaya hazır mısınız?

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

 


Rüzgarlı Pazar – Mustafa Kutlu

Yayınevi : Dergah Yayınları

Sayfa Sayısı: 183

Rüzgarlı pazar yazarın önceki dört eserinden farklı olarak halk hikayesinden masala doğru yürüyen bir özellik taşımakta. Bu kitap için “Bir kent masalı” tabiri kullanılsa yerinde olur. Mustafa Kutlu; bu uzun hikayesinde esas itibarı ile “yoksulluk” temasını işliyor. Sevginin, dayanışmanın, merhametin destansı hikayesini sunuyor.

 

 

 


Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç – Hüseyin Rahmi Gürpınar

Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Sayfa Sayısı: 160

Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç Hüseyin Rahmi’nin pek çok romanında olduğu gibi ikili bir yapılanma sergiler: Bir yanda eski İstanbul mahalle hayatını yansıtan ve temelde mahallenin kadınları arasında geçen konuşmalardan oluşan renkli tablolar, diğer yanda yazarın öykülediği olay. Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç güncelden nasıl ustaca yararlanılabileceğine dair renkli bir örnektir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar (1864-1944) Dönemini ve çevresini romanlarında yaşatıp, genç yaşlarından itibaren geniş halk kitlelerince sevilerek okunmuş Hüseyin Rahmi, edebiyatımızın benzeri az bulunur şahsiyetlerindendir. Kitaplarında İstanbul yaşamının özel inanışları, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler, kadın erkek ilişkileri gibi konular halkın özgün konuşma biçimleri korunarak, çok defa gülünç, bazen hüzünlü olarak işlenir. Romanımıza “mahalli renk” ilk kez onunla girer.

Yazarlık yaşamına 1883’te Tercüman-ı Hakikat gazetesinde başlar. 1896’da İkdam gazetesinde roman ve öyküleri  tefrika edilirken üne kavuşur. Döneminin en çok okunan yazarı olur. Tüm kazancı yazarlıktan gelir. Bu sayede  Heybeliada’da şimdi müze olan köşkünü alır. 1908 Meşrutiyet’inden sonra Ahmet Rasim’le Boşboğaz adında bir mizah gazetesi çıkarır. İlk soruşturmaya böylelikle uğrar. Gazetesi kapanır. İkinci kez Ben Deli miyim? romanıyla mahkemelik olacak ve yine beraat edecektir. Çoğu roman olmak üzere öykü, tiyatro, makale ve eleştiri türünde altmışın üzerinde kitabı bulunmaktadır.

Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.

 

 

 


Gücenmedim Dersem Yalan Olur – Başak Buğday

Yayınevi : İthaki Yayınları

Sayfa Sayısı: 280

“Pazar günleri konser programını yönetmesi ve yaşça benden çok çok büyük olması dışında hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Şimdi olsa internete girer, sabah kahvaltıda kaç zeytin yediğinden; geçen sene tatilde giydiği lacivert mayosunu kaç liraya aldığına kadar her şeyi, iki dakikada öğrenebilirdim ama o zaman internet falan yok. Arama motoru olarak ansiklopedi kullandığımız yıllar. Biri hakkında bilgi sahibi olmamız gerektiğinde mahallede tahkikat yaptırmak dışında başka olanağımız da yok. İşte, Hikmet’i bu mümkünsüzlükler içerisinde; fakat kalbimin tüm imkânları ile seviyordum.”

Altın günlerindeki kısırın gücüne, karne hediyesi bisiklete atlayıp evden kaçılabileceğine, radyonun içindeki küçük insanlara ve dünyanın, çekirdek yiyerek gidilebilen; mahallenin o en uzak köşesi kadar büyülü bir yer olduğuna inananlara; hâlâ inanlara…

Ihlamur Günlükleri’yle tanıştığımız Başak Buğday, gülmekten gözlerimizi yaşartırken içimizdeki o eski yaraya dokunuyor.

 

 

 


Bir İkea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri’nin Olağanüstü Yolculuğu – Romain Puertolas

Çevirmen: Ebru Erbaş

Yayınevi : Can Yayınları

Sayfa Sayısı: 240

Bir dolandırıcı olan Racastan’lı Hint Fakiri Ajatashatru Lavash Patel, çivili bir yatak satın almak için, cebinde sahte bir yüz euroyla Paris’teki Ikea mağazasına gelir. Basit bir gidiş-dönüş yolculuğundan ibaret olacağını düşündüğü seyahati, Avrupa’nın dört bir yanına, hatta Kaddafi sonrası Libya’ya uzanan bir maceraya dönüşür. Çeşitli ulaşım araçlarıyla kat etmek zorunda kaldığı uzun yollar ve yollarda karşılaştığı “güzel ülkelere” ulaşmaya çalışan göçmenler, bu üçkâğıtçı ama bir yanıyla da saf Fakir’i kökten değiştirecek, hatta hayatına bambaşka bir yön verecektir.

Otuz altı ülkede yayımlanan, otuz üç dile çevrilen ve genç yazara çeşitli edebiyat ödülleri kazandıran Bir Ikea Dolabında Mahsur Kalan Hint Fakiri’nin Olağanüstü Yolculuğu, içerdiği Monty Python tarzı mizah kadar, göçmenlik konusuna hassas ve vicdani yaklaşımıyla da çok beğeni topladı. Çok ses getiren ve yılın en çok okunan kitaplarından biri olan roman, 2014 yılının önemli yayıncılık olaylarından biri oldu.

(Tanıtım Bülteninden)

 

 

 


Gizli Ajans – Alper Canıgüz

Yayınevi : İletişim Yayıncılık

Sayfa Sayısı: 204

“Patronunuz Şeytan Bey’dir ve sizden de çok hoşlandığını söyleyebilirim.”

Neydi bu şimdi? şaka mı? “Öyle mi?” dedim bu manyakça oyuna bir tur ayak uydurmaya karar vererek. “Nereden biliyorsunuz?”

“Kendisi söyledi.”

Elimden geldiğince aptal gibi görünmemeye çalışarak gülümsedim.

“Ben kaçırmışım o kısmını.”

“Sizin hatanız değil. Telepatik olarak iletti düşüncelerini.”

“Evet anlıyorum,” diye kestirip attım, yeni işimi daha başlamadan bırakmak zorunda kalmamak için. “Öyleyse kendisine teşekkürlerimi de iletin.”

“Ona kendiniz de teşekkür edebilirsiniz,” dedi Tunçay Bey bıyık altından gülerek.

“Şeytan Bey görüşmenin başından beri burada, aramızda bulunuyor.” Bardağına iki buz attıktan sonra pipetini uzun uzun emdi ve boş bakışlarıma yanıt olarak, o kocaman işaret parmağıyla, masanın üzerinde psikopatça beni kesmekte olan kara kediyi işaret etti.

Dünyanın, şahsına karşı kurulmuş bir komplo olduğuna inanan, genç ve avare metin yazarı Musa… Onun, hayatın her alanına derin ve samimi bir merakla yaklaşan,temiz kalpli ev arkadaşı Şaban… Diğer tarafta, gaddar bir kedi tarafından yönetilen, birbirinden tuhaf çalışanlarıyla bir reklam ajansı: Menekşe gözlü sanat yönetmeni Sanem, esmer ve seksi sekreterler Mehtap ile Sevilay, durmaksızın ağlayan yaratıcı yönetmen Çeşme,

psişik-sismograf çaycı Ercan… Ve şöhretler: Tesla, Prens Charles, Kaan Sezyum, Küçük Prens, Süpermen ve diğerleri… Özgün üslubuyla, ilk kitabı Tatlı Rüyalar’dan itibaren geniş bir hayran kitlesi edinen

Alper Canıgüz’den yine eğlenceli, heyecanlı ve kışkırtıcı bir absürd macera…

 

 

 


Yaptığımız Çocukluk – Erdal Şahin

Yayınevi : Küsurat Yayınları

Sayfa Sayısı: 144

“Devşirme hikâye aramayan yazarların kendi hikâyelerini tüm samimiyetiyle okuyucuya sundukları kitaplar sadece hayal gücümüze kapı aralamakla kalmaz; bizi geçmişe, ıskaladığımız o çok değerli hatıralara götürür. Birbirimizden hiçbir farkımız olmadığının altını çizer. Benzer koşullar ve mekânlarda olsak aynı şeyleri yapıp yapmayacağımızı düşündürür, sıkça güldürür ve su gibi akar. Bu kitap da tam olarak öyle.”

-Selçuk Aydemir-

Anadolu’nun ücra bir köşesinde ve dünyadan tamamen izole bir köy yerinde dünyaya gelen Erdal’ın kendi için uygun gördüğü tek bir yer vardır; muhtarlık koltuğu. Hem ezeli düşmanı Mesut’a karşı savaşmak hem de kendini tüm köye ispatlamak zorundadır. Erdal’ın köyün altını üstüne getirişini, birbirinden ilginç oyunlarını, kahkaha dolu maceralarını, hayal kırıklıklarını, yediği kazıkları, aldığı dersleri gülümseyerek okuyacaksınız. Küçük bir çocuğun taşra hayatının zorluklarından sıyrılıp kahraman olma çabalarını okurken 90’lı yıllara döneceksiniz!

(Tanıtım bülteninden)

 

 

 


Leyla İle Mecnun – Burak Aksak

Yayınevi : Küsurat Yayınları

Sayfa Sayısı: 272

“Bir yanımız çöl bir yanımız deniz…”

“Zaman döngüseldir ve farklı seçimler yapsan da aynı hayatı yaşarsın. Sana verilmiş bir ömür vardır. Bu dünyadaki zamanın bellidir. Ve her şey bir denge içindedir. Biz… Daha doğrusu ben, o dengeyi bozdum…”

Aynı gün aynı hastanede doğmalarıyla başladı her şey. Bir hayatın birden fazla kez yaşanabileceğinin ve yarım kalmış her hikâyenin tamamlanmaya muhtaç olduğunun bir kanıtıydı onlar. Peki Mecnun bu sefer Leylasına kavuşabilecek mi?  Yoksa yine çölde mi açacak gözlerini? Çünkü o çöl çaresiz âşıkların son durağıdır. Kavuşamayan âşıklar o çölde aralar sevdiğini, kavuşanlarsa emlakçı emlakçı dolanır dururlar, 2+1 kombili.

Yayınlandığı dönemde izleyicisini ekrana kilitleyen Leyla ile Mecnun, bu kez bambaşka bir hikâye ile sevenleriyle yeniden buluşuyor. Mecnun, İsmail Abi, Erdal Bakkal, Baba İskender, Yavuz Hırsız, Yedek Kamil, Gözlüklü Çocuk Kaan ve Aksakallı Dede bu kez bambaşka bir maceranın peşine düşüyor. O geminin geleceğine ilk günkü gibi inananların, sevdiği kızın gözlerinin içine bakarak ‘seni seviyorum’ diyemeyenlerin, kendi çölünde kaybolanların hikâyesi Leyla ile Mecnun Burak Aksak’ın kalemiyle yeni başlangıçlar için geri dönüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.