Birbirinin Aynısı Senaryolardan Sıkılanlar İçin Şahane Bir Dizi : Babil

“Beni tanıyorsun. Hayatı boyunca çalışan, çabalayan ama hakkını alamayan, yediği ilk darbede düştüğü yerde tekmeler yiyen adam. O benim işte. Bendim, yani bir daha asla o adam olmamaya yemin ettim. Ben de seni tanıyorum, evine ekmek götürmeye çalışan adamsın sen. Hayatta en önemlisi huzur, aile, sağlık diyorsun ama öyle değil. Her şey para. İnsanın başını dik tutan da, adam yerine koyduran da, çocuklarının yüzüne huzurla baktıran da para. Öfkelisin görüyorum. Öfkem öfkeni tanıyor. Benden sana bir tavsiye asla düşme. Eğer düşersen bütün kapılar yüzüne kapanacak. O eş, dost, akraba dediklerin hepsi telefonuna dahi çıkmayacak. Dibe vuracaksın. Biliyorum, çünkü ben o dibi gördüm. Ve ben o dibin en dibindeyken bir karar verdim. Bu dünya adaletsiz, adi, aşağılık bir yer. Ve ben bu dünyanın canına okuyacağım. İnsan gibi yaşamak, senin de hakkın, benim de hakkım. Ve ben hakkım olanı almaya gidiyorum. ”

Bir eğitimci olarak her gün aynı şevkle, bazen o şevki bulamazsak vicdanımızın sesiyle gencecik çocukların karşısında sabırla dersimizi anlatmamızı, onlara hayata dair birkaç değer kazandırabilmek için çaba harcamamızı sağlayan şey ideallerimiz. Kuru, klişe bir sözcük değil bir çoğumuz için ‘ideal’. Her eğitimcide olması gereken, fakat bazılarında mesleğe başlarken var olsa da yıllar geçtikçe yavaş yavaş bir sohbet konusu olmaktan öteye geçemeyen şey.

Kişisel olarak ideallerini kaybetmemiş insanlara duyduğum özel bir hayranlık vardır. Halit Ergenç’in hayat verdiği ‘İrfan’ o adamlardan… İnsanın herkesin sözlerine kulaklarını kapatıp doğru bildiklerini yaparken birden duyduğu tüm kehanetlerin gerçek olması ‘yalan bir hayat yaşadım’ hissi zaman zaman hepimizi yoklayan bir duygu. Fakat İrfan için bu çok daha keskin bir şekilde yaşanıyor…

Doğru olanı yapan idealist bir eğitimci istemiyor sistemler. Kendisine en iyi uyum sağlayanı, yazılı olmayan tüm o hoş olmayan kuralların kölesi olanları alıyor içine. İrfan gibi vizyon sahibi insanlar sıkça dışarı itiliyor.

Onun yüzüne kapanan kapılar izlerken sanki bizlerin yüzüne kapanmış hissi uyandırıyor. İrfan’ın diğer yüzü; evladı için her şeyi yapabilecek bir baba… Peki böyle bir adam, en çaresiz zamanlarında çocuğunun ölümle burun buruna olduğunu, onu oradan çıkarmak için maliyeti yüksek bir tedavi görmesi gerektiğini öğrenirse ne yapar? Öyle yüksek meblağlardan bahsediliyor ki çalışarak (en azından kısa sürede) kazanılamayacak kadar yüksek, birileri için her yıl değiştirdiği arabanın bedeli bile olamayacak kadar az… Yok, İrfan çok iyi biliyor ki, herhangi bir açıdan az değil. O başarılı bir öğretim görevlisi ve her dersinin başrolünde olan şey : para.

Paranın emekle doğru orantılı olmadığını biliyor İrfan. Daha serseri bir hayat yaşayan çocukluk arkadaşı Egemen ona tamamen aykırı fikirlerine boyun eğiyor. Öncelikle bir tefeci olan Süleyman’ın karşısına düşürüyor şartlar onu. Süleyman sadece ‘para’ya sahip bir adam. Ne bir vizyon ne de sevgi dolu bir kalp, merhamet… Sadece parası var ve paranın ona verdiği güce tapıyor. “Kader senin gibi okumuş adamları benim kapıma düşürüyor işte” gibi bir ifadeyle İrfan’a tepeden bakıyor. İrfan eğilip bükülmeye gerek duymadan “Siz de hasta olunca o üniversite mezunlarının kapısına gidiyorsunuz” şeklinde cevap veriyor.

Dizi İrfan ve Egemen’in kolay yoldan para kazanarak tedavi parasını elde etme sürecini anlatacak… İlk iki bölüm itibariyle bunu çok iyi yapacağı izlenimini veriyor…

 

Karakterlerin de altı çok dolu;

İrfan son zamanlardaki en sağlam ana karakter olabilir Türk dizileri için. Malum bizdeki mükemmel karakter tanımı genelde en güzel aşık olan esas oğlanlara layık görülür. Fakat İrfan çevresine kendisini kalbiyle, zekasıyla, sağlam duruşuyla, verdiği güvenle sevdirmiş bir adam. Her ne kadar çok ipucu olmasa da Eda’nın bile kendisini ona karşı eksik hissettiğini düşünüyorum.

 

Egemen sanırım dizideki en gri karakter. Serseriliği yüzünden reddedilmeye alışık, umursamaz bir hali var ama İrfan’a her şeye rağmen derinden bir sevgiyle bağlıymış gibi hissettiriyor.

 

İlay ise Süleyman’la nasıl birlikte olduğuna dair soru işaretlerini kenara koyarak söylüyorum ki çok sağlam bir karakter imajı veriyor. İrfan’a duyduğu aşk öyle net hissettiriyor ki umarım hikayenin sonu onlar için iyi biter…

 

Sanırım üzerine hiç düşünmeden çarpı atacağım tek karakter Eda. O kadar kendi hisleriyle meşgul ki, 2. Bölümde oğlunun çizdiği resimdeki canavarı karaladığı sahne dışında acılı bir anne olduğunu hiç hissedemedim.

 

Aslı Enver’in karakteri henüz ‘bu kızın burada ne işi var?’ düzeyinde bir görünüp bir kayboluyor. Fakat ilerleyen bölümlerde kendisiyle ilgili bir takım sürprizler bizi bekliyor. Kişisel fikrim polis veya başka birinin casusu olması. Bir şeyler öğrenmeye çalıştığı çok bariz… İntikam için oraya sızan sıradan hayatı olan bir genç kız olması fazla zorlama olur.

 

Dizide ilk bölümde dikkatimi çeken bazı kısımlar;

 

Ayşe ve İrfan arasındaki bir konuşmada iş görüşmesinde ‘Aslında olan’ ve ‘Söylenmesi gereken’ hakkında konuşurken İrfan’ın söylediği cümle modern çağın bir ikiyüzlülüğü….

“Herkes kandırılmak istiyor hanımefendi herkes!”

 

Çocuklarıyla aynı hastalığa sahip bir kız için başlatılan kampanyaya katılmak isteyen Eda’ya kocasından gelen “Biz ne kadar yardım ettik?” sorgulaması… Görmezden geldiğimiz şeylerle sınanabiliriz mesajı… Ayrıca sonrasındaki cenaze sahnesi sanırım dizide gözlerimin dolduğu tek yerdi…

 

 

Dizi Beinconnect üzerinden dijital platform için hazırlandı. İlk çıkan haberlerde 13 bölüm olduğu yazıyordu. Muhtemelen çok daha kısa olacaktı bölümler. Fakat Startv’ye geçmesiyle bu durum değişti. Bölümler ilk söylentilere göre iki katı uzunluğunda. 13 bölüm gibi bir durum yok. Umarım hikayesini hiç sendelemeden çıkmaza girmeden tamamlayabilir. Bu kalitede giderse reyting sorunu yaşamayacaktır.

 

Son olarak Breaking Bad uyarlaması olduğuna dair soru işaretleri olabilir. Hikayelerinde benzer bir tını olsa da bir uyarlama söz konusu değil zaten ana hikaye oldukça farklı..

 

Benzer hikayeler izlemekten sıkılanlar için çok doğru bir tercih olacaktır Babil…

 

İyi seyirler…

One thought on “Birbirinin Aynısı Senaryolardan Sıkılanlar İçin Şahane Bir Dizi : Babil

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.