İzleyenin Yüreğine Usulca Dokunan Dizi ‘Bir Aile Hikayesi’

Televizyonda benzer ilişkilerle dolu diziler görmekten sıkılanlar için ‘Bir Aile Hikayesi’nden daha iyi bir tercih olamaz. Ağır olayların çevresinde dönen karmaşık ilişkilerle, gelgitlerle dolu bir sürü dizi bize hiçbir şey katmamakla beraber kimileri izleyenler için zaman kaybından başka bir şey değil.

‘Bir Aile Hikayesi’ zorlama olaylara tenezzül etmeden sakin sakin ilerliyor. Keşke bir çok dizi böyle umut dolu mesajlar verse. O kırılgan, değerli mesajlar kamu spotu gibi yüzümüze de çarpmıyor izlerken, usul usul yayılıyor ekrandan izleyenlere.

 

Hikayemiz geçmiş ve bugün arasında gidip geliyor. Bu yorumumda geçmişten bahsetmek istiyorum;

 

Reyhan ve Cem çiftinin üç çocukları var. Maddi olanakları çok iyi değil ama çocuklarını olabilecek en iyi koşullarda yetiştirmeye çalışıyorlar. Berk ve Beste ikizler, Mahur ise ikizlerden ayırmadıkları manevi oğulları. Annesiz babasız kalmış bu çocuğu daha doğduğu gün bağrına basıp ikizlerinden ayırmıyor bu sevgi dolu çift.

Öncelikle dizide beni çeken şey bu oldu. Doğar doğmaz kimsesiz kalmış bir bebek düşünün, koca dünyada hiç kimsesi yok, her türlü tehlikeye karşı korumasız. O çocuğu alıp ona sahip olduğunuz her şeyi vermek için elinizden geleni yapıyorsunuz.

 

Çocuk Mahur’u oynayan oyuncuyu da çok başarılı buldum. O küskün, zihninde bir sürü korkularla yaşayan ama masumiyetini kaybetmemekte direnen çocuğu çok güzel yansıtıyor.

 

Karakterler hatalar yapan, zaafları olan ama uç noktalarda yaşamayan insanlar… Gri karakter değil, sevmiyorum o ifadeyi, tam olarak iyi yürekli insanlar. Fakat diziyi izlerken iyi insanların da hata yapabildiğini, zaman zaman birbirini kırabildiğini ama sonunda hatalarıyla yüzleşip gönül almayı da başarabildiğini görüyoruz.

 

Cem’in çocuklarla olan iletişimi izleyene örnek olacak cinsten. Küçük Beste’yle dans ediyor, Berk’le maketler yapıyor, Mahur’la sohbet ediyor… Onları her daim güldürmeyi başarması bir yana asla geçiştirmiyor. Hata yaptıklarında suçlamıyor yanlışlarıyla yüzleştirip hatanın payından en büyük parçayı kendisine ayırıyor. Gerektiğinde özür dileyerek çocuklarına örnek olmayı başarıyor her şeyden önce.

 

Diğer yandan her durumu onlar için fırsata çevirmeye çalışması da hayran bırakıyor izlerken. Bir örnek vereyim, 7. Bölümde çamaşır makinesi bozulmuş Reyhan panik bir halde, çevreye köpük yayılmaya başlamış. ‘Ah, Vah’ yapmadan çocuklara sesleniyor Cem ve ailecek köpük savaşı yapıyorlar. Büyürken çocuk olmayı unutmalarına izin vermiyorlar.

Bu arada Reyhan’ın da yaptığı bir hata dışında annelik performansı kocasıyla eşdeğer.

 

Mahur ve Berk arasında çatışmalar oluyor, Berk biraz daha asi bir çocuk, zaman zaman dengeyi kurmakta zorlanıyorlar. Bu çatışmaların sonucunda Mahur okulda zor durumda kalıyor. Onun içine düştüğü sorunlara çözüm ararken üstün yetenekli bir çocuk olduğunun fark edilmesi farklı kapıların açılmasına vesile oluyor. Fakat küçük Mahur’un kafasında bir takım soru işaretleri beliriyor. Üstün yetenekli bir çocuğun farklı olduğu için mutlu olmak yerine korkabileceğini gösteriyorlar bize. Bilmem kaç basamaklı sayıları zihninden çarpabilmesi çocuk olduğu gerçeğini değiştirmiyor, önemsizleştirmiyor. Farklı olduğu tescillendiğinde kardeşiyle iyice birbirinden kopacaklarından korkuyor Mahur.

İşte o zaman babası gelip ona herkesin birbirinden farklı olduğunu anlatıyor.

“Ben kardeşlerimden farklı olmak istemiyorum ki, onlar gibi olmak istiyorum.”

“Ama ben sizi böyle seviyorum oğlum. Hepiniz farklı renksiniz. Annenle ben de farklı rengiz. Hepimiz bir araya gelince ne oluyoruz biliyor musun?”

Parmağıyla gökyüzünü gösteriyor. “Gökkuşağı”

Gözleri ışıldıyor. “Aaa! Ben hangi rengim baba?”

“Sen istediğin renk olabilecek kadar özel bir çocuksun Mahur. Sakın rengini saklama olur mu oğlum?”

“Tamam.”

Çok özel bir sahne bu. Bir çok anlamlı diyalogdan sadece birisi.

 

Bir başka sahneden daha bahsetmek istiyorum. 7. Bölümde liseli olmuş çocuklarının futbol maçını izlemeye gidiyorlar. Berk asi bir çocuk evet, Mahur ise uyumlu, alttan alan, daha başarılı olan… Berk futbol konusunda Mahur’dan çok daha iyi. Mahur ise okul takımında babası için oynuyor. O gurur duysun diye. Maç sırasında Berk gol attıktan sonra Mahur kardeşine sert bir faul yapıyor. Belki ilk kez daha iyi olan kardeş olmadığı için bunla baş edemiyor, belki sadece ona kaybediyor olmaktan rahatsız, belki en iyisi olmadığı şeyler arttıkça anne ve babasının o bitmeyen sevgisinin azalmasından korkuyor bilemiyoruz izleyici olarak ama Mahur kendisine yakışmayan bir hareket yapıyor ve sahada kavga ediyorlar. Cem çocuklarını böyle gördüğü için kardeşin kardeşe böyle acımasızca vurduğuna şahit olduğu için kızıyor, üzülüyor…

Akşam çocukların üçü de odalarına kızgın ve kırgın bir şekilde çekilmişken çorba pişiyor mutfakta. Çocuklara da haber veriliyor masaya gelmeleri için. Karı koca yalnız oturuyorlar yemeğe. Bir süre sonra Beste geliyor, bir şey söylemeden dahil oluyor yemeğe, sonra Berk iniyor aşağıya “Yemeyeceğim yanınızda oturmak istedim” diyor. Ardından Mahur oturuyor masadaki yerine ve kadro tamamlanıyor. Sessizce çorbalar içilirken Mahur, kardeşinden özür diliyor. Berk kabul ediyor özrünü. Reyhan ve Cem bakışıp gülümsüyorlar. Cem havayı dağıtmak için Mahur’a takılıyor. “Oğlum sen futbol oynama” diyerek. Herkes katılıyor bu öneriye, Mahur dahil olmak üzere. “Oh be rahatladım” diyor babasından bunu duyunca. Çünkü her şeyi mükemmel yapmak zorunda değil hiçbirisi.

O masanın başında bir araya gelmeleri için kusursuz olmalarına gerek yok, hiç sorun, tartışma yaşamayacaklar diye bir kural da yok. Aile olmak bunu gerektirir çünkü. Her gün, her koşulda bir sofrada toplanmaktır aile olabilmek. Unutmaya yüz tutan, herkesin odasına, odasında değilse telefonuna hapsolduğu bir dönemde ne ince bir mesaj bu, geçmişi özletip yarına umut veren…

 

Bir de bugünün hikayesi var. Hepsi birer yetişkin olmuş ama hayatın gelgitleri, sürprizleri, iniş çıkışları devam ediyor. Mahur’un en büyük hayali Cem gibi bir baba olmak. Hakkını veriyor da… Nasılını da ayrı bir yorumda anlatacağım. Zira yorum bitmeyecek. Bir ödev sahnesi var ki açıp açıp izliyorum. Keşke diyorum reyting rekorlarını bunun gibi sahneleri olan diziler kırabilse…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.